Hay 40 yaş üstü kadın kadar taş düşsün başınıza!...

                  Son bir kaç gündür her okuyanı cezbeden ve adeta sanal alemde fırtına gibi esen  bir yazı görüyorum internet ortamında. Yazıda kırk yaş üstü kadınların neden tercih ve takdir edilesi oldukları ve yazar tarafından neden çok sevildikleri anlatılıyor. Özetle şöyle deniyor; "Kırk yaş üstü kadın, artık erkeği umursamaz! Sulu sepken aşklara  itibar etmez. Onlara doymuştur. Erkeğin keyfini sürer ve canı sıkılınca da " Haydi güle güle!" diyerek kapıyı gösterir! Kıskançlığı yoktur! Sevgilisini hiç çekinmeden yakın kız arkadaşları ile tanıştırabilir! Lafı dolandırmaz, sevgilisin yüzüne karşı rahatlıkla" geri zekalı" olduğunu söyleyebilir!"
                Yazı ilk bakışta kadını, kendinin efendisi olma, erkeğe tepeden bakma, müdana etmeme konumunda gösterse de, bana göre erkek bakışını tıpatıp kadına uyarlama, kadına erkeğin kendi oynamayı sevdiği rolü yamama ve böylece sorunsuz, dertsiz kimin eli kimin cebindecilik oynama isteği yatıyordu. Şuna kim itiraz edebilir ? Erkeklerin çoğu yaşamı kadın bazlı algılar. Bir kadından hoşlanması, diğerinden hoşlanmasına engel olmaz. Bunun kadınlar  tarafından da onaylanmasını beklerler. Önündeki tercihlerin hepsinin balından biraz tatmak arzusu, erkeğe özgüdür. Erkek sıkıldı mı gönderebilmek ister! Mızmız, yapışkan kadın sevmez! Ayağına dolanan bir kadın olmadığında yeni bir kadın için gerekli olan uygun ortam sağlanmış demektir! Evli ya da değil, aşık ya da değil, tüm erkekler için geçerlidir bu kural. Aşk mı? Erkek kısa bir süre aşkın büyüsüyle sersemleyebilir, buna itirazım yok! Şuuru ele geçirilmiş halde kısa bir süre bu sersemlik  hali sürebilir... Ancak  sonuna kadar kapılıp gittiği pek görülmez. Kapılıp giden erkekler parmakla gösterilecek kadar sınırlı sayıdadır, onlar o kadar azdır ki herkes tarafından tanınırlar. Örneğin, Mecnun, Ferhat, Romeo gibi!
               İşte tam da bu noktada; yazarımız,hep sorun çıkaran, başa bela olan, başka balları tatmayı geciktiren ve adına aşk denilen bu nahoş duruma çözüm arıyor ve kırk yaş üstü kadının aşka doymuş olduğu ve aşkla artık ilgilenmediği iddiasını ortaya atıveriyor!  Yazarımız acaba neye dayanarak bu iddiada bulunuyor? Biz kadınların yaşadığı hüsranlara mı? Kadının aşkta yaşadığı hüsranların erkek yüzünden olduğunu düşünürsek (-ki öyledir) demek ki aşk kadının değil, erkeğin beceremediği bir şeydir ! Sizse yazar bey, çözümü " Biz  erkekler aşkı beceremiyoruz, aşktan dili yanmış kırk yaş üstü kadınlarda  bizim kafadan nasılsa,  neden beraberce işimize bakmayalım? " demekte bulmaktasınız! Bana göre bu düşünce, erkeklerin yeni keşfi olan ve son yıllarda yepyeni bir pazar haline gelen menopoz eşiğindeki kadına yaltaklanma girişiminden başka bir şey değildir! Günümüzde kadınların ileri yaşlarda da bakımlı ve güzel olduklarından hareketle hızla büyümeye elverişli bu yeni pazar, büyük rant vaat etmektedir! Menopoz eşiğindeki kadın, yaşamı elinden kaçırmış olma kaygısıyla doludur! Erkeklerin kendisini çekici bulmadığını düşünüp mutsuz olmaktadır. Koku alma duyusu gelişkin erkek hemen kokuyu alır, genç ve  beklentisi fazla olan kadınlarla uğraşıp yorulmaktansa orta yaşlı ve tava gelmeye hazır kadına yönelir! Yazar bey, gibi mürekkep yalamış olanlarsa; " O halde davranalım kalemlerimize, onları kutsayalım, yüceltelim. Ekmek çok bu işte! diyerek işe koyulurlar. Çünkü temel istek ;mümkün olan en çok çiçeğe konabilmektir!
              Neden kırk yaş üstü kadın aşka doymuş olsun ki sevgili bayım? Siz öyle buyurdunuz diye, "Aşkın yaşı yoktur" sözünü çöpe mi atacağız? Yanlış aşklar, yanlış tercihler yaşamış olmak aşkın değerini ne düşürür ne de değiştirir! Aşk bir rüya olsa da yeryüzünün tartışmasız en birinci gerçeğidir! Ben dünyaya gözümü kapadığım ana kadar aşka inanmak istiyorum oysa. İnancım kırıldıkça daha çok inanmak istiyorum. Çünkü yaşım kırkın çok üstünde olsa da, sizin yazınızda tanımladığınız o kadın ben değilim bayım! Ben bana aşık gözlerle bakmayan bir adama tahammül edemem. Çünkü ancak bana aşık gözlerle bakabilen bir adam, diğer bütün gözlere değmemeye kendiliğinden  gönüllüdür! Biliyor musunuz bayım, bir adamın  benden başkasının gözüne bakmaması bana bu yaşta bile inanılmaz mutluluk verir. Çok aşık olduğu için hatalar yapan, bazen beni üzen, inciten adama ben  her yaşta katlanırım, ona mızmız ya da yapışkan demem, ben o adama aşık derim bayım! Tıpkı yazınızda tanımladığınız kadınlar gibi yapıp bana aldırmayan, beni saymayan, bana içi titremeyen, bana kıyıp eziyet edebilen, geri zekalı diyebilen bir adamla oturmam, yan yana bile gelmem ben bayım!
              Düşündünüz mü hiç yazar bayım, neden herkes umutsuzca aşkı arıyor bir yandan? Neden hala bir kadına ya da erkeğe yaşamın bütün anlamlarını yüklemek için dayanılmaz arzu duymaktayız ? Buyurduğunuz gibi olsaydı, birbiriyle keyif amaçlı yatıp kalkan, sorumsuzca birbirinin yaşamına girip çıkan, herkese pervasızca değip elini çeken milyonlarca insan halinden gayet memnun olur, aşkı aramaz hatta aşk yeryüzünden çoktan silinmiş olurdu!
              Siz beyler ve erkek gibi davranıp erkek gibi  yaşayınca erkeğin hakkından gelinebileceğini düşünen bayanlar! Düşününüz lütfen: Neden aşk sözü bile yüreğinizi titretiyor hala?  Neden sevgilisinin telefon zilini duymanın hazzı ve heyecanı hala başdöndürücü? Neden küsüştüğünüzde bütün dünya üzerinize gelir ve neden barıştığınızda bütün dünyalar sizin olur? Neden onunla birlikteliğinizin adı  sevişmektir de, diğerleri sadece hoyrat yatak arkadaşlığıdır? Neden sanki yeryüzünde başkası yaşamıyor gibi zanneder, sadece ona tutunmak istersiniz ? Neden deliler gibi  kıskanırsınız? İçiniz neden yırtılır bir başka el onun koluna  değdiğinde? Çünkü o kol sadece onun kolu değildir, o kol  sizin de kolunuzdur'! Size ait bir şeye siz istemeden dokunulmuş olmaktadır! Kıskançlık denilen meret işte bu kadar açık ve basittir. Neden onun kolu sizin de kolunuzdur? Neden aşkın acısını da seversiniz? Seversiniz, çünkü o acı size aşkın getirdiği bir şeydir, size hala aşık olduğunuzu anımsatan bir müjdedir, neden?
                 Evet, biz kadınlara kırk yaşından sonra nasıl davranırsak daha makbul sayılacağımızı öğreten sevgili yazar bayım, son sözüm yine size ! Yazılarınız keyif pazarlarından parsa kapmak peşinde olan yeni yetmelere ilham kaynağı olabilir! Ancak sakın, biz kırk yaş üstü kadınlar namına ahkam keserek yapmaya kalkmasınlar bunu! Rahat, keyifli, şen şakrak, günü birlik sığ ilişkilerle "mutlu olmacılık" oynamaya devam etsinler! Ama aşkı rahat bıraksınlar! Ona dil uzatmasınlar! Biz aşktan bıkmadık, usanmadık! 60 yaşında bile olsak, gece yarısı erkeğimizi uyandırıp "Ne düşünüyorsun? "diye sormak ve karşılığında " Seni" cevabını almak istiyoruz! Çünkü, o an bizi düşündüğünüzü bilmek sabahı bekleyemeyecek kadar önemlidir! Biz her yaşta geberene kadar aşk yüzünden ağlamak istiyoruz bayım ! Aşk şiirleri okumak, aşk filmlerini sevmeye devam etmek istiyoruz! Biz kırkından sonra da, ellisinden sonra da kadın kalacağız. Belli bir yaştan sonra erkekleşmesini, tıpkı siz erkekler gibi düşünüp, davranıp yaşamasını öngördüğünüz ve alkışladığınız o garip organizmalar biz değiliz!
             Ardınızdan gelen, size inanan ve hayran olan yeni yazarların " Usta, menopoz gurubundan verim alamadık! Sübyancılığı mı denesek?" başlıklı muhtemel yazılarının hiç yazılmaması dileğiyle sevgili bayım  ... 

Yorum Yaz